07 Temmuz 2026 Haber 6 dk okuma

Umut Kervanı Mardin Başkanı Önen: Siyonistlere ait ürünlerin boykot edilmesi kararlılıkla sürdürülmeli

Umut Kervanı Mardin Derneği Başkanı Abdulaziz Önen, özellikle yahudiler tarafından boykotun gündemden düşürülmeye çalışıldığını ve Gazze'ye insani yardımların girmediği iddiasıyla yapılacak yardımların önüne kasıtlı olarak geçilmeye çalışıldığını belirtti. Önen, işgal rejimine ait ürünlerin boykot edilmesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Umut Kervanı Mardin Başkanı Önen: Siyonistlere ait ürünlerin boykot edilmesi kararlılıkla sürdürülmeli

İşgal rejimi, Gazze'de yıllardır soykırım yapmaya devam ediyor. Dünya genelinde sürdürülen boykot sayesinde işgal rejimine destek veren birçok firma ve holding iflasın eşiğine geldi, hatta bazıları kapatıldı. 

Boykotun önemi hakkında İLKHA mikrofonuna konuşan Umut Kervanı Mardin Derneği Başkanı Abdulaziz Önen, özellikle yahudiler tarafından boykotun gündemden düşürülmeye çalışıldığını belirtti.

Gazze'de yıllardır zulüm işlendiğini belirten Önen, "Yahudiler, Gazze'de başta olmak üzere İslam ümmetinin kalbine saplanmış paslı bir hançer olarak yaklaşık seksen doksan yıldır varlıklarını sürdürüyor. Maalesef ümmet olarak bu zilleti, perişanlığı ve mahcubiyeti çekiyoruz. İşgalcilerin zulümleri Gazze'de 7 Ekim olayına kadar devam ediyordu, o tarihten itibaren zulüm daha da derinleşti. Zulüm üzerine zulüm, baskı üzerine baskı sürdü. Ne yazık ki ümmet dağınık ve perişan bir halde. Ümmetin gücü ve kuvveti elbette mevcuttur ancak bir araya gelip birleşemiyoruz. İslam ülkeleri olarak adlandırdığımız devletler güçlerini birleştirmese bile, beş altı güçlü ülke tepki gösterdiği takdirde israil orada duramaz." şeklinde konuştu.

 

"Şer güçlere güç ve kuvvet ancak devlet eliyle uygulanabilir"

Önen, Filistin ve Gazze'deki Müslümanlara özellikle İslam ülkelerinin yardım ve destek noktasında çok zayıf kaldığını belirterek, "Osmanlı Devleti’nin yıkılışından bu yana İslam ümmeti dağılmış ve perişan hale gelmiştir. Özellikle 1900’lü yıllardan başlayıp dünya savaşları sonrasında batılı güçlerin etkisiyle, İslam alemi, milletleri ve toplumları her alanda zor durumda kalmıştır. Bu durumu anlatırken karamsar bir tablo çıkıyor ama her müslüman, Allah Teâlâ’nın kendisine yüklediği sorumluluktan mutlaka sorumludur. Özellikle Filistin’de yaşayan kardeşlerimiz, orada çektikleri sıkıntılara rağmen mücadelelerini sürdürüyor ve ellerinden geleni yapıyorlar. Bizlere düşen görev de onlar gibi mücadele içerisinde olmaktır. Ancak özellikle devletlerin de bu konuda üzerine düşen sorumluluklar bulunmaktadır. Çünkü devletler müdahale etmediği takdirde fertler tek başına bir şey yapamıyor. Dolayısıyla bu şer güçlere karşı güç ve kuvvet ancak devlet eliyle uygulanabilir. Maalesef bu durum şu anda mevcut değildir." dedi.

"Gazze'ye maddi olarak destek vermek zorundayız"

Yapılması gereken destek ve sorumluluklara değinen Önen, "Peki biz müslümanlar ne yapmalıyız? Yakın ve uzak tüm kardeşlerimizin bu konuda sorumluluğu yok mudur? Elimizden bir şey gelmiyor mu? Elbette gelir ve yapmamız gerekir. Duyarlı olmalı ve bu duyarlılığımızı göstermeliyiz. 7 Ekim’den bu yana sivil toplum kuruluşları aracılığıyla Gazze için yürüyüşler, basın açıklamaları, kermesler ve zaman zaman çeşitli boyutlarda mitingler düzenledik. Bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gazze’deki kardeşlerimizin de dile getirdiği gibi 'yahudiler ancak güçten anlar.' Bu durumda bizim yapabileceğimiz en önemli şey tepkimizi açıkça göstermektir.

Yarın ahirette Allah’a hesap verebileceğimiz bir şeyler olmalıdır. Dolayısıyla Gazze ile ilgili yapılacak her türlü etkinliğe destek vermek gereklidir. Bununla birlikte maddi anlamda destek vermek zorundayız. Şu anda Gazze'deki Müslümanlar abluka, işgal, zulüm ve kan revan içinde her türlü acıya maruz kalıyorlar. Orada onlarca sivil toplum kuruluşuna ait aş evleri, çadır kentleri gibi çalışmalar yürütülmektedir. Biz de bu konuda destek olmalıyız." ifadelerini kullandı.

Umut Kervanı'nın Gazze'de yönelik yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren Önen, "Umut Kervanı olarak Gazze’de çalışmalarımız arasında Şifa Hastanesi’nin iki bölümünü tamamladık, bir diğer bölümün yapımına da başladık. Ayrıca mevcut çadır kentimizde yaklaşık 3 bin 500 kişiye günlük olarak yemek verilmektedir. Bunun yanı sıra orada bulunan Mısırlı tüccarlardan veya içeri giren ticari kurumlardan erzak, gıda ve hijyen malzemelerini satın alıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya çalışıyoruz. Tüm bu çalışmalar elbette parayla yapılıyor, parasız olmaz. Bu nedenle hayırseverlerimizin bu konuda duyarlı olması, empati kurması ve elinden gelen her türlü yardımı yapması gerekir. Çünkü biz de o durumda olabilirdik, onların yerine geçebilirdik. Allah Teâlâ’nın huzurunda sorumlu olacağız." şeklinde konuştu.

 

"Boykot, en büyük silahtır"

Önen, boykotun önemine de değinerek şu ifadelere yer verdi: "Boykot, en büyük silahtır. Yahudilerin en çok korktuğu şey ekonomik zayıflıktır. Çünkü onlar dünyaya ve paraya tapıyorlar. Ekonomi onların can damarıdır. Dünyadaki birçok ürün maalesef yahudilere ait. Birçok firmanın ve holdingin ürünleri yahudiler tarafından dağıtılmaktadır. Bu dağıtımı yapan firma sahipleri de israil ordusuna yardımda bulunuyorlar. Bizler de boykot edilen ürünleri aldığımızda onlara destek vermiş oluyoruz. Bunun sonucunda elde edilen para israile gidiyor. Kurşunları, füzeleri ve bombaları bizden gidiyor.

Dolayısıyla kendi memleketimizde, kendi toprağımızda onların ürünlerini boykot yapamıyor muyuz? Elbette yapabiliriz. Boykotu unutmamamız ve sürdürmemiz lazım. Bu konuda araştırma yapmalıyız. Şu an boykot gündemden düşürülmeye çalışılıyor ve unutturulmak isteniyor. Ayrıca bazıları 'Tek başına yapıyorum, ne olacak ki?' diyerek insanların cesaretini kırıyor, bu da duyarlılığın azalmasına yol açıyor. Ancak durum böyle değil. Hem bu konuyu her platformda sürekli gündemde tutmalıyız hem de halkın duyarlılığını artırmalıyız."

"Yardım ulaşmıyor' iddiası tamamen asılsızdır"

Gazze'ye insani yardımların ulaşmadığı yönünde propaganda yapan yahudilerin, yapılacak yardımların önüne geçmeyi amaçladığını söyleyen Önen, bunun asılsız olduğunu vurgulayarak, "Bazıları 'Gazze’ye insani yardımlar ulaşmıyor' diyor. Bu iddiayı ortaya atanlar, yahudi kökenli güçlerin temsilcileridir. Vatandaş veya hayırseverler bu şekilde düşünse bile, bu iddia onlar tarafından yaygınlaştırılıyor. Bu sefer de vatandaş, 'Zaten yardımlar gitmiyor, o halde neden verelim?' diyerek yardım etmekten vazgeçirilmeye çalışılıyor. Aksine yardımlar yaşanan tüm sıkıntılara rağmen Gazze'ye giriyor. Mısır ve Ürdün üzerinden sivil toplum kuruluşları ellerinden geleni yapıyor.

Biz Umut Kervanı olarak yaklaşık 12 tır erzak, gıda ve hijyen malzemesi gönderdik. Bizim gibi onlarca kuruluş daha var ve bu yardımlar gerçekten içeri giriyor. Aldığımız bilgilere göre günlük ortalama yaklaşık 250 tır malzeme Gazze’ye ulaşıyor. Elbette bunun tamamı yardım tırı değil, ticari amaçla gelen tırlar da var. Bu ticari tırlar malzemeleri getirdikten sonra sivil toplum kuruluşları bunları satın alıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Bu nedenle 'yardım ulaşmıyor' iddiası tamamen asılsızdır." ifadelerini kaydetti.